Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu ve Türk Japon Vakfı iş birliğiyle 21 Eylül Uluslararası Barış Günü dolayısıyla Ankara Botanik Parkı’nda Barış Çanı töreni düzenlendi. Törende konuşan BM Türkiye Mukim Koordinatörü Babatunde Ahonsi, “Barış sadece toplantı masalarında değil; sınıflarda, mahallelerde ve insanların bir araya geldiği her yerde inşa edilir” derken, Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Masami Tamura, Barış Çanı’nın mesajının dünyanın dört bir yanında süren çatışmalar nedeniyle “her zamankinden daha acil ve hayati bir anlam” taşıdığını söyledi.
(ANKARA) – Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu ve Türk Japon Vakfı iş birliğiyle 21 Eylül Uluslararası Barış Günü dolayısıyla Ankara Botanik Parkı’nda Barış Çanı töreni düzenlendi. Törende konuşan BM Türkiye Mukim Koordinatörü Babatunde Ahonsi, “Barış sadece toplantı masalarında değil; sınıflarda, mahallelerde ve insanların bir araya geldiği her yerde inşa edilir” derken, Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Masami Tamura, Barış Çanı’nın mesajının dünyanın dört bir yanında süren çatışmalar nedeniyle “her zamankinden daha acil ve hayati bir anlam” taşıdığını söyledi.
Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu (TSKF) ve Türk Japon Vakfı iş birliğiyle 21 Eylül Uluslararası Barış Günü dolayısıyla Ankara Botanik Parkı’nda Barış Çanı töreni düzenlendi.
Törende Türk Japon Vakfı Başkanı Prof. Dr. Nejat Bora Sayan, TSKF Başkanı Hatice İmer, Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi ve Japonya Büyükelçisi Masami Tamura açılış konuşmalarını yaptı.
Türk Japon Vakfı Başkanı Nejat Bora Sayan, barışın yalnızca savaşların sona ermesi anlamına gelmediğini belirterek “Barış; adaletin, insan haklarının, hoşgörünün ve karşılıklı saygının hakim olduğu bir dünya olarak tanımlanıyor günümüzde. İnsanlığın bu anlayışı benimsemesi ve günlük yaşamının bir parçası haline getirmesi, dünya barışının tesisi için atılabilecek en önemli adımlardan biridir” dedi.
Hiroşima ve Nagazaki’de yaşanan trajedilerin insanlığın ortak hafızasında yerini koruduğunu ifade eden Sayan, şöyle konuştu:
“Daha da acı olan ise 21. yüzyılda dünyanın farklı bölgelerinde savaşların ve çatışmaların hala devam ediyor olması. Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi İsrail-Filistin arasında yaşanan çatışmalarda en ağır bedeli çoğunlukla sivil toplum, masum insanlar, çocuklar, geleceğimiz etkileniyor. Savaşları sadece yıkılan binalar olarak tanımlayamıyoruz. Aileler parçalanıyor, çocukların hayali yok oluyor, insanların geleceğe dair umutları zarar görüyor. Oysa hepimizin bildiği bir gerçek var; savaşın gerçek anlamda kazananı olmamıştır. Bir insanın acısı başka bir insanın mutluluğuna dönüşemez. Dünyanın herhangi bir yerindeki çocuğun gözyaşları hepimizin ortak acısı olmalı.”
Sayan, kültür, eğitim, sanat ve özellikle gençler arasındaki iletişimin kalıcı barışın güçlü araçları arasında yer aldığını belirterek, barışa yapılan yatırımın yalnızca diplomasi masalarında değil, okullarda, üniversitelerde, kültür merkezlerinde, sanat etkinliklerinde, gençler arasındaki değişim programlarında ve günlük ilişkilerde de sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
Sivil toplum kuruluşlarının toplumlar arasında dostluk ve anlayış köprüleri kurma sorumluluğu bulunduğunu dile getiren Sayan, farklılıkların ayrılık nedeni değil, birbirini tanıma ve zenginleşme fırsatı olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.
“ATATÜRK’ÜN ‘YURTTA SULH, CİHANDA SULH’ SÖZÜ BUGÜN HER ZAMANKİNDEN DAHA ÖNEMLİ”
Türkiye ile Japonya arasındaki dostluğun buna örnek olduğunu kaydeden Sayan, “Uzak coğrafyalarda yaşayan iki halkın dostluk, dayanışma, kültür ve karşılıklı saygı temeliyle kurduğu bu bağ bizlere toplumların birbirini tanıdıkça birbirleriyle daha da yakınlaşabileceğinin göstergesi olmuştur” dedi.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözünün bugün her zamankinden daha büyük önem taşıdığını belirten Sayan, bunun tüm insanlık için evrensel bir barış çağrısı olduğunu söyledi. Sayan, Nazım Hikmet’in “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” dizelerini de anımsattı.
Barış Çanı’nın sesinin dünyanın dört bir yanına ulaşması temennisinde bulunan Sayan, “Bu çanın sesi masum çocukların ve sivillerin öldürülmediği, savaşların ve çatışmaların sona erdiği, insanların birbirine düşman olarak değil insan olarak gördüğü bir dünyanın çağrısı olsun” diye konuştu.
İMER: “KADINLARIN VE KIZ ÇOCUKLARININ GÜÇLENDİRİLMESİ AYNI ZAMANDA BARIŞA YAPILAN BÜYÜK YATIRIMDIR”
Türkiye Soroptimist Kulüpleri Federasyonu Başkanı Hatice İmer, barışın herkesin sorumluluğu olduğunu belirterek, 2026 yılı için Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen “Barışa yatırım yap. Herkes için, her yerde, her gün” temasına dikkati çekti.
İmer, barışın birbirini dinlemek, farklılıkları tehdit değil zenginlik olarak görmek, ötekileştirmemek ve çocuklara hoşgörüyü öğretmekle başladığını ifade ederek kadınların ve gençlerin karar alma süreçlerinde daha güçlü şekilde yer almasının önemini vurguladı.
Soroptimistler olarak barışa farklı bir pencereden baktıklarını söyleyen İmer, şöyle konuştu:
“Biz biliyoruz ki kadınların güçlenmesi toplumların güçlenmesidir. Bir kız çocuğuna eğitim verdiğimizde yalnızca bir bireyin hayatını değiştirmiyoruz; bir aile, bir topluluğu ve aslında geleceği değiştiriyoruz. Bir kadının ekonomik olarak güçlenmesini sağladığımızda onun yalnızca bugününü değil, çocuklarının yarınını da güçlendiriyoruz. İşte bu nedenle kadınların ve kız çocuklarının güçlendirilmesi aynı zamanda barışa yapılan en büyük yatırımdır.”
Gençlere seslenen İmer, dünyanın geleceğinin gençlerin şekillendireceği bir sorumluluk olduğunu belirterek “Siz yalnızca geleceğin liderleri değil, bugünün de aktörlerisiniz. Fikirleriniz önemli, hayalleriniz önemli. Ve lütfen hiçbir zaman ‘Ben ne değiştirebilirim ki?’ demeyin. Çünkü büyük değişimler bir kişinin ‘Ben başlayacağım’ demesiyle başlar” dedi.
İmer, barış için atılması gereken adımları “Eğitim, kadın, gençlik, dayanışma” sözleriyle özetleyerek, “Bir çocuğun eline silah değil, kitap verdiğimizde barışa yatırım yaparız. Bir kız çocuğuna yalnız eğitim değil, fırsat ve özgüven verdiğimizde barışa yatırım yaparız” ifadelerini kullandı.
AHONSİ: “BARIŞ, ATILAN HER ADIMDA GÜÇLENEN BİR DEĞER”
Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi, konuşmasına barış koşusuna katılan gençlere teşekkür ederek başladı. Ahonsi, koşunun barışın somut bir değer olduğunu gösterdiğini belirterek “Bu koşu somut olarak bize gösteriyor ki barış sadece öyle hitabi bir şey değil; attığınız her adımda güçlenen, yükselen bir değeri temsil ediyor” dedi.
Ankara’nın Barış Çanı’na ev sahipliği yapmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Ahonsi, çanın ülkeler, kültürler ve nesiller boyunca paylaşılan barış içinde bir arada yaşama arzusunun kalıcı bir hatırlatıcısı olacağını söyledi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in New York’taki Barış Çanı töreninde barışın sıkı çalışma ve eylemlilik gerektirdiğini hatırlattığını aktaran Ahonsi, savaşların hayatları mahvettiğini, aileleri evlerinden ettiğini ve çocukların güvenli bir geleceğe sahip olmasını engellediğini ifade etti.
Ahonsi, bu yılın temasının herkesi eyleme çağırdığını belirterek, şöyle konuştu:
“Diyaloğu seçtiğimizde, insan haklarını koruduğumuzda ve güven inşa ettiğimizde barışa yatırım yapmış oluruz. Eğitim, fırsat ve herkese hizmet sunan kurumlar aracılığıyla barışa yatırım yapmış oluruz. Ve farklılıklarımızı dinlediğimizde, ön yargıların bizi bölmesine izin vermediğimizde barışa yatırım yapmış oluruz. Barış sadece toplantı masalarında değil; sınıflarda, mahallelerde ve insanların açık zihin, açık bir kalple bir araya geldiği, buluştuğu her yerde, her noktada inşa edilir. Hep birlikte, günbegün; şefkatle, eşitlikle ve herkes için insan onuruyla daha adil bir dünya inşa edebiliriz.”
Türkiye ve Japonya halkları arasındaki dostluğun dayanışmanın sınırları aşabileceğini gösterdiğini belirten Ahonsi, Barış Çanı’nın mesajını topluluklarda, kurumlarda ve günlük ilişkilerde eyleme dönüştürme kararlılığının tazelenmesi gerektiğini söyledi.
TAMURA: “TÜRKİYE İLE BİRLİKTE ÇATIŞMALARDAN UZAK BİR DÜNYA İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Masami Tamura, 1954 yılında savaşın trajedisini bizzat deneyimleyen Nakagawa Chiyoji’nin Birleşmiş Milletler’e Barış Çanı’nı bağışladığını belirtti.
Tamura, Nakagawa’nın bir daha asla savaş yaşanmaması gerektiğine dair güçlü inançla barışın simgesi olacak bir çan dökme fikrini ortaya attığını ifade ederek “Bu çanı oluşturmak için 60’tan fazla ülkeden madeni paralar ve madalyalar toplanmış ve Dünya Barış Çanı bu malzemeler kullanılarak dökülmüştür” dedi.
Nakagawa’nın çabaları sayesinde çanın New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’ne sunulduğunu ve o tarihten bu yana dünyaya barış mesajı göndermeyi sürdürdüğünü kaydeden Tamura, Ankara’daki çanın da dünyanın çeşitli yerlerine bağışlanan kopyalardan biri olduğunu söyledi.
Tamura, barışın yalnızca savaşın olmaması anlamına gelmediğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
“Barış sadece savaşın olmaması değil; her bireyin onuruyla, güven içinde ve geleceğe dair umutla yaşayabileceği bir durumdur. Bugün, dünyanın dört bir yanında devam eden çatışmalar ve artan gerilimlerle karşı karşıya kalırken, Barış Çanı’nın mesajı her zamankinden daha acil ve hayati bir anlam taşımaktadır. Japonya, savaşta nükleer yıkımı yaşamış tek ülke olarak, küresel barışı ve uluslararası iş birliğini teşvik etme konusundaki kararlılığını sürdürmektedir. Değerli dostumuz ve ortağımız Türkiye ile birlikte, tüm ulusların halklarının uyum içinde bir arada yaşayabileceği, çatışmalardan uzak bir dünya için çalışmaya devam edeceğiz.”
Konuşmaların ardından etkinlik programı Barış Çanı töreni, FeminAnka Kadınlar Korosu ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası dinletileriyle devam etti.
Seyhan Gündem, “Taşköprü’den Seyhan’a, Güncel Gündem” anlayışıyla ilçenin dört bir yanından yükselen gelişmeleri anlık, tarafsız ve güvenilir şekilde sunan; Seyhan’ın nabzını tutan dinamik bir haber platformudur.
Yorum Yap